16 Mayıs 2011 Pazartesi

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

                                                                 DOĞU HALAY





Anadolu’da 3-12 kişi tarafından oynanan halk oyunu. Halaylar bölge halkının özelliğine, eşlik eden çalgılara, halayın çıkış sebebine, oynanış şekline ve ezgilere göre değişik isim alır.

Halay daha çok davul, zurna eşliğinde bâzı yörelerde ise davul, zurna olmadan, oyuncuların söylediği ezgilerle de oynanır. Ege bölgesindeki halaylar saz ve diğer çalgı âletleriyle çekilir. Bâzı halaylar da def, darbuka ve klarnet eşliğinde oynanır.

Sâdece erkekler veya yalnız kadınlar tarafından oynanan halaylar olduğu gibi, kadın erkek karışık oynananlar da vardır.

Halay oynayanlar bölgenin özelliğine göre mahallî kıyâfetler giyerler. Genellikle erkekler poşu, yazma, işlik, şal, kuşak, çepken, gömlek, şalvar yemeni veya çarık; kadınlar ise, yazma, fes, başörtü, üç etek, şalvar, kuşak, çarık veya yemeni giyerler.

Halaylar bir, iki ve üç bölümlü olabilir. Çoğunda sona doğru hızı arttırılır. Halayı idâre eden başta bulunan halay başıdır. Buna “baş çeken” ve “sıra başı” gibi isimler verilir. Bunun en büyük yardımcısı sondaki oyuncudur. İkisi de ellerinde değişik şekillerde salladıkları mendillerle oyunun ritmine yön verirler. Diğer oyuncular, birbirlerinin küçük parmaklarından tutup, kol kola girerek veya kollarını birbirlerinin omuzlarına atarak oynarlar.

Bitlis’in çarşıda atlas, nâre, kevenki; Adana’nın, acem, avşar; Ağrı’nın basso; Bingöl’ün koçeri; Van’ın tümer ağası; Karadeniz bölgesi halayları ile Silifke’nin yoğurdu memleketimizin en çok oynanan halaylardır. Elazığ’ın da çayda çırası meşhurdur.



                                                                              BAR




Bazı doğu illerimizde toplu oyun çeşitlerinin genel adı Bar'dır.

Ağrı'dan Diyadin ilçesinin bütün köylerinde Bar, davul, zurna refakatinde yürütülen 15-20 kişilik kadınlı erkekli karma oyundur. Delikanlı ve kızlar hayat arkadaşlarını çoğu zaman bu oyunlarda seçerler.

Bingöl'den Kiğı ilçesinin Azakpert köyünde Bar veya Horan adlarıyla yapılan beş kişilik toplu bir oyun vardır, erkeklere mahsustur. Kuzeydoğudan alınmalığı adlarından bellidir; kimi Bar kimi Horan diyorlar. Aynı ilçenin Çerme köyünde görülen şu çeşitler de kuzeyden gelme olabilirler: Koçeri, Aşırma, Üç Ayak, Timur Ağa, Diz Kırma, Kip ve Bulanık. Cümlesi davul zurna, yahut saz ve tef ile 3-17 kişi kadınlı erkekli karma halde oynanırlar.

Muş'un Bulanık ilçesinde Bar 10-15 veya 20 kişilik davul zurnalı sıra oyunudur. Kadınlar erkeklerden ayrı oynarlar. Varto ilçesinde de vardır. Bir kadın, bir erkek sıralanıp 10-20 kişiyle davul zurnaya uyarak yürütürler. Aynı ilçede bir de Berite (Birite) oyunu vardır.

Kars'ın Göle ilçesinde yerin genişliğine göre 8,10 veya 15 kişi tarafından yürütülen Bar'da kadınlı erkekli karma dizi tutulur ve davul zurna ile yapılır. Sarıkamış ilçesinde de Bar, davul zurna ve türküleriyle karma olarak yürütülür. Nispeten sade figürlü çeşitleri olduğu için seçkin oyuncu aranılmayıp herkes halkaya katılabilir.



  Erzurum'un Oltu ilçesinden Oltu köyünde yalnız erkeklerce Bar tutulur ve davul zurnayla oynanır. Aynı köyde Şeyh Şamil oyunu da vardır. Davul zurna veya mey eşliğiyle yürütülür, tek erkek oyunudur.
  Köroğlu barı, Köroğlu da denir, D. Anadolu bölgesinde, özellikle Erzurum ve çevresinde erkekler tarafından oynanan bar türü bir halk oyunu. Oyun, sırtlarını birbirlerine dönerek sıra oluşturan oyuncuların bir tur attıktan sonra iki oyuncuyu ortada bırakarak çekilmeleriyle başlar.
İki bölümden oluşur, ilk bölümde iki oyuncu arasında kovalama ve kaçma figürlerine dayanan ritmik bir dövüş yapılır. Oyuncuların ellerinde birer kılıç vardır, ikinci bö-lümdeyse karşılıklı saldırı ve ataklar yapılır, bir ara diz üstü çökülerek bıçak gösterisi sergilenir.
Oyunun sonunda kılıçlar sol omza dayanır ve el ele tutuşularak oynanır. Bu oyunun iki savaşçının kollarını kalkan yaparak savaşmalarını ya da iki delikanlının aynı kız için birbirleriyle dövüşmelerini temsil ettiği öne sürülür

Kağızman (Kars) dolayında, davul zurna yahut saz veya (yarım asırdır) armonik, kırnata (klarnet) eşliğiyle, yer genişliğine göre 10 ilâ 20 kişi tarafından yürütülen sıra oyunu çeşitlerinin başta gelenidir: Ağır Bar, Alaca Bar, Hançer Barı, Hoşbilezik, Tanzara ve Temur Ağa. Bunlardan yalnız Alaca Bar kadınlı erkekli oynanır. Orada ayrıca Şeyh Şamil ve Ondört oyunları kadın veya erkek tek kişi için olarak vardır. Çoruh ili Öğdem, kazasından meselâ merkez köyünde Ağır Bar tulum eşliğinde 6 ilâ 30 erkek tarafından yürütülmesine karşılık, Ersis köyünde 15-30 erkek tarafından davul zurnayla oynanır. Ardahan’da Bar denilmesine karşılık, köylerinde sıra oyununun adı Halaydır.



KAFKAS HALK DANSI

Kafkas Halk Dansları yüzyıllardır, Kafkasya insanının günlük yaşamında çok önemli bir yer tutmaktadır. Düğünlerde, bayramlarda, evdeki şenliklerde, konuk ağırlamada-uğurlamada, kış ve yaz gecelerinde, arkadaş toplantılarında dans, günlük yaşamın bir parçasıdır. Danslar oynanmış, unutulmuş; yerine yenisi gelmiş, anlamını, biçimini değiştirmiş ama Kafkasyalının yaşamındaki önemini bugün de yitirmemiştir. Birçok dansın etnografik geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Örneğin, çok tanrılı dönemlerde Kafkasya'da oynanan "TSOPPAY" dansı Ateş Tanrısı'nın ateşi etrafında af dilemek için dönen bir kurbanı canlandırırken, İslamiyet'in kabulünden sonra yine ateşin etrafında dönerek Gazavat'a çıkacak olanların sevdikleriyle vedalaşma dansı, günümüzde ise "WUIG" ya da "SİMD" adıyla halk arasında düğünlerin ilk açılış dansı olmuştur. Kafkas Halk Danslarında, Kafkasyalının bütün bir karakteri görülür. Kadına olan saygısını, kadınla birlikte oynadığında gösterdiği ciddi, gururlu ve dengeli hareketlerinde görebiliriz. Arkadaşları ile birlikte bulunduğunda da çevik, sert ve savaşçı kişiliğini, bir o kadar estetik davranışlarını ve cesaretini görebiliriz Kafkas dansı gruplarının, Kafkas danslarının yaşaması açısından İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa ve daha sonra Türkiye'de sarfettikleri çaba kayda değerdir.

Kuzey Kafkasya halk dansları Avrupa ve Türkiye'de nasıl yayıldı?

Aralarında Kafkas dans kültürünün önemli isimlerinden Musa Ramazan'ın da bulunduğu bir grubun, Kafkas danslarının yaşaması açısından İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da ve daha sonra Türkiye'de sarfettikleri çaba kayda değerdir. Musa Ramazan'ın "Bir Kafkas Göçmeninin Anıları" adlı kitabında anlattıkları hayli ilginç. Kitapta anlatılanlara göre, Sovyet halklarının folkloru 1930'lu yıllarda sahnelenmeye başlandı. Halk kültürlerinin parçası olan danslar, müzik, şarkılar, korolar ilkokullardan başlanarak Kültür Bakanlığı düzeyinde örgütlenen gösterilerle gündeme girdi. Kuzey Kafkas otonom cumhuriyet ve eyaletleri kendilerine özgü zengin folklor ve sanat programları oluşturdular. Tarihçi, ressam, müzisyen olan diplomalı ve yetenekli hocaların nezaretinde her birinde müzik, dans, şarkı icra eden birer devlet halk topluluğu oluşturuldu. Skeçleri yürütebilecek aktörler de yetiştirildi.

Kuzey Kafkasya Halk Danslari

Dünya kültür haritasinda büyük özgünlük sergileyen Kuzey Kafkasya'da halk danslari da gerek ritim, gerek müzik, gerek figür olarak farkli etnik gruplarin karakterlerini, geçmislerini, ve sosyal dinamiklerini yansitmasi açisindan ayrica incelenmesi gereken bir konudur.

Tarih boyunca bu daglardan gelip geçen halklar bu cografyada yasamanin geregi olan sürekli devinim ve aktiviteyi danslarina da tasimislardir. Kafkasya'da dans, hem duygularin, hem beseri iliskilerin ifadesi olarak gerek nesede, gerek hüzünde, gerek barista, gerek savasta Kafkas insaninin yasam karsisindaki durusunun önemli bir ifadesidir. Yasanilan sürgün ve soykirimlara ragmen bölge halkinin dipdiri bir sekilde varligini sürdürmesinin önemli dinamiklerinden birisi de danstir. Dünyanin her yanina dagitilmis sürgün nesiller hala yasadiklari her yerde ayni müzik esliginde ayni danslari yaparak kültürel kimliklerini yasatmaktadir. Bir Ürdünlü Çerkesin, bir Kosovali Çerkes ile, bir Türkiyeli ile birlikte dans edebilmesi ulusal kültürün tarih boyunca hiçbir sürgün halkin beceremedigi kadar korundugunu göstermesi açisindan enteresandir.

Yöresel danslarin incelenmesinde Kuzey Kafkasya bölgesel olarak özgün bir bütünlük, kendi içinde de çesitlilik sergiler. Kuzey Batidaki dans figürleri ile Orta Kafkasya, Dogu Kafkasya figürleri temelde ortak bir tavrin bölgesel nüanslarla sergilenisini gözler önüne serer. Tüm bölgede danslarin temel özelligi erkekte magrur, yilmaz bir erkeksiligin, kadinda zarif ve ince bir kadinsiligin gözlemlenmesindedir. Bunun yaninda ayni figürlerle yapilan toplu danslarin az olmasi dansta sinirsiz bir figür çesitliliginin ortaya çikmasini saglamistir.

Kafkas insaninin teskilatçi, bireyci ve bagimsiz yapisini danslarinda gözlemlemek mümkündür. Yasama sevinci kadar hüzün, ölüm ve felaketler de danslarda ifadesini bulur.
Sürgün öncesi kabileler arasinda farkli olan danslar sürgün cografyasinda tüm kabileler tarafindan benimsenmis ve sergilenir olmustur. Bununla birlikte hala her dansin çiktigi kabileyi tespit etmek mümkündür.


.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder